Unutkanlığın ilacı bulundu: Aşk!
Yapılan son bilimsel çalışmalar, beyin sağlığını korumanın yalnız fiziksel egzersiz ve dengeli beslenme ile sınırlı olmadığını, aşk ve sosyal ilişkilerin unutkanlık temelli hastalıklarda önemli rol oynadığını gösterdi.
Halk arasında bunama olarak bilinen demans, özellikle yaşlı nüfusun en büyük sağlık sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda demans vakaları, yalnız ve hareketsiz yaşam tarzına, strese ve beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak artarken uzmanlar, aşk ve sosyalleşmenin beyindeki kimyasal ve yapısal değişiklikleri olumlu yönde etkileyerek demans riskini azaltabildiğini belirtiyor.
Illinois Üniversitesi'nde beyin bilimleri profesörü Dr. Arthur Kramer, aşk ve duygusal bağların beynin kimyasal dengesini olumlu yönde etkileyen önemli bir faktör olduğunu ifade ederek "Aşk, beyinde oksitosin ve dopamin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasını tetikler. Bu hormonlar, stresle başa çıkmayı kolaylaştırır ve beyin fonksiyonlarını destekler. Beyinde pozitif değişiklikler yaratarak, demansın ortaya çıkma olasılığını düşürebilir" dedi.
Aşkın, sadece beyin kimyasını değil, aynı zamanda beyindeki nöroplastisiteyi de artırabileceği öne sürülüyor.
Nöroplastisite, beynin yeni bilgileri öğrenme ve eski bağlantıları yenileme kapasitesini ifade ediyor.
Londra Üniversitesi’nde nöroloji profesörü Dr. John Hardy, "Aşk, bir kişinin duygusal bağlarını derinleştirirken, beyin hücrelerinin birbirleriyle bağlantı kurmasını destekler. Bu durum, bilişsel işlevlerin korunmasına yardımcı olabilir" açıklamasında bulundu.
SOSYALLEŞME BEYNİN YAŞLANMASINI GECİKTİRİYOR
Sosyalleşmenin, beyin sağlığını korumada bir başka kritik rol oynadığı bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Yalnızlık ve sosyal izolasyon, depresyon, anksiyete ve demans gibi zihinsel sağlık sorunlarını tetikleyebilir. Bunun tam tersine, düzenli sosyal etkileşim ve güçlü sosyal bağlar, demans riskini azaltmak için önemli bir koruyucu etken olabilir.
California Üniversitesi'nde yaşlanma üzerine çalışan bir araştırmacı olan Dr. Mona Gassoumis, "Sosyal etkileşim, bilişsel rezervi artırır. Yani, beyin, çeşitli sosyal uyarıcılarla daha fazla etkileşimde bulunarak yeni yollar keşfeder ve bu da yaşla birlikte ortaya çıkan bilişsel gerilemeyi engellemeye yardımcı olur" dedi.
Birçok bilimsel çalışma, sosyal etkileşimde bulunan bireylerin, yalnız yaşayanlara kıyasla daha az bilişsel gerileme yaşadığını gösterdi.
Stanford Üniversitesi'nde psikoloji profesörü olan Dr. Laura Carstensen, "Sosyalleşmek, zihinsel uyanıklığı artırabilir ve stres hormonlarını düzenler. İnsanlar birbirleriyle etkileşimde bulunduklarında, beyin daha fazla aktive olur, yeni bağlantılar kurar ve genel ruh halini iyileştirir" diye belirtti.
SOSYALLEŞME DEMANS RİSKİNİ AZALTIYOR
Son yıllarda yapılan bazı önemli araştırmalar, aşk ve sosyalleşmenin demansı önlemedeki rolünü daha ayrıntılı inceledi.
2018 yılında yapılan bir çalışmada, düzenli sosyal etkileşimde bulunan yaşlı bireylerin, yalnız kalanlara göre yüzde 60 daha düşük demans riski taşıdığı bulundu. Bu çalışma, sosyal bağlantıların ve bireysel ilişkilerin beynin işlevsel kapasitesini koruma üzerindeki etkilerini ortaya koydu.
Bir diğer araştırma, aşk ilişkilerinin, beyinde nörolojik sağlığı koruyacak pozitif değişiklikler yarattığını öne sürdü. Aşk ilişkilerinde duygusal bağ kuran kişilerin, beyindeki iltihaplanma seviyelerinin düşük olduğunu ve bu durumun Alzheimer gibi nörolojik hastalıkların önlenmesinde faydalı olabileceğini belirtti.
AŞK VE SOSYALLEŞME DEMANSI NASIL ÖNLÜYOR?
- Hormon Düzeyleri ve Beyin Kimyası: Aşk ve güçlü sosyal bağlar, beyinde oksitosin, dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin salgılanmasına yol açar. Bu hormonlar, stresin azaltılmasına yardımcı olur, beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurmasına olanak tanır ve bilişsel işlevi destekler.
- Sosyal Bağlar ve Beyin Egzersizi: Sosyal etkileşim, zihinsel uyarılma sağlar. Sohbetler, oyunlar, birlikte yapılan aktiviteler, beyin hücrelerini uyarır ve daha fazla bağlantı kurmalarını teşvik eder.
- Duygusal Destek ve Stres Azaltma: Aşk ve sosyalleşme, bireylere duygusal destek sağlar. Duygusal stresin kronik hale gelmesi, beyin hücrelerinin hasar görmesine yol açabilir. Aşk ilişkileri ve arkadaşlıklar ise bu tür stresleri hafifletir.
AŞK VE SOSYALLEŞMENİN GÜCÜ
Bilimsel araştırmalar, aşk ve sosyalleşmenin, yalnızca moral ve ruh halini iyileştirmekle kalmayıp, aynı zamanda demans ve diğer nörolojik hastalıklarla mücadelede de önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor.
Harvard Üniversitesi'nde genetik ve nöroloji uzmanı Dr. Robert Green, "Aşk ve sosyal bağlar, beyin sağlığının korunmasında etkili olabilir. Bu, demansı önlemek ve sağlıklı yaşlanmak için güçlü bir savunma mekanizmasıdır" diye belirtti.
İleri yaşlarda bilişsel sağlığı korumanın anahtarlarından birinin, duygusal bağlar kurmak ve sosyal etkileşimde bulunmak olduğu artık daha fazla kabul görüyor. Bu yüzden, yalnızca fiziksel sağlığımıza dikkat etmekle kalmayıp, zihinsel sağlığımızı da destekleyen aşk ve sosyal bağları ihmal etmemeli.
Kaynak:HABER MERKEZİ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.