“HEPİMİZ AYNI BAHÇENİN ÜRÜNÜYÜZ”

Türkiye topraklarında yaşayan aynı havayı teneffüs eden, aynı dili konuşan aynı duyguları paylaşan insanlar, farklı görüş ve düşüncelerde de olsalar 86 milyon insanımız Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında ay yıldızlı bayrak asılı gemide asırlardır hayatını sürdürmektedir. Hemen herkes biliyor ki: Gemi su alırda batarsa, hepimiz batarız.

Dünya’da hatta ülkemizin hemen yanı başında yaşanan savaşlar; yıllardır devam eden bölücü terör hadiselerinin yanı sıra küresel iklim değişikliğinin beraberinde getirdiği doğal afetler, orman yangınları, depremler, salgın hastalıklar gibi çevresel sorunlarla baş etmeye çalışırken üçüncü dünya savaşı söylemleri de toplumun her kesimini yakından ilgilendiriyor.

Tam bunlar yetmezmiş gibi; ülkenin iktidar ve muhalefet partileri arasında yaşanan gerilim ve bu gerilimin piyasaya yansımasıyla daha da artan hayat pahalılığı, gençlerin gelecek kaygısıyla sokaklara dökülmesi, art arda gelen soruşturma ve tutuklamaların toplumsal kargaşa yaratma endişesi, doğrusu hepimizi tedirgin ediyor. Anlaşılır gibi değil. İster istemez şu sorular akla geliyor: Ne oluyor? Nereye gidiyoruz?

Öte yandan Türk milletinin nüfus artış hızının düşmesi, içimizdeki sığınmacı/mülteci ne dersek diyelim yabancılardaki nüfus artışının gelecekte Türkiye olarak ciddi bir demografi yapının bozulması ihtimalini düşündükçe ister istemez şu soruyu aklımıza getiriyor: Gemi su almaya mı başladı?

Üç tarafı denizlerle çevrili stratejik öneme sahip bir konumda bulunan Türkiye Cumhuriyeti’ne Allah (c.c.) tarafından bahşedilen tüm güzellikler ve doğal kaynaklar pek çok gelişmiş ülkede bulunmamaktadır. Herkesin gözü bizim ülkemizdedir. Bizler kıymetini bilmeli ve sahip çıkmalıyız. Bizim İnsanımız sabırlıdır, metanetlidir, milletimiz akıllıdır, her şeyin farkındadır. Aziz mübarek günlerde yaşananlar Ramazan’ın ruhuna ne kadar uygun hadiseler?

Dünya üzerinde Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’nın başını çektiği küresel emperyalist güçler, Orta doğuya yeniden şekil verme planlarını (BOP) Suriye ve Irak’ta gerçekleştirebilirler. Ancak Türkiye’de asla. Hiçbir zaman bizi bölmeye, karıştırmaya, birbirimize düşürmeye ve hain emellerine ulaşmaya güçleri yetmeyecektir. Tarihi geçmişimiz bunun en güzel delilidir.

Fars edebiyatının en büyük şairlerinden Sadi-i Şirazi Hazretleri “GÜLİSTAN” isimli eserinde der ki:

Bir tümseğin üzerinde otla bağlanmış birkaç demet taze gül gördüm. ‘Bu değersiz ot ne oluyor ki gülle birlikte bulunuyor?’ dedim. Ot ağladı ve şöyle dedi:

Sus! Kerem sahipleri arkadaşlığı unutur mu? Her ne kadar güzelliğim, rengim, kokum yoksa da nihayet ben de bu güllerin bittiği bahçenin otu değil miyim?’”

Evet, işte hepimiz bunu anlamalıyız. Netice de HEPİMİZ AYNI BAHÇENİN ÜRÜNÜYÜZ, kimimiz gül, kimimiz dikeniz ama gülünü seven dikenine de katlanır.

Vatanımızı seviyorsak, demokrasiye inanıyorsak, ülkemizin birliği, dirliği ve bekası için çaba göstermeli, bütün insanlarımızı ve yaratılan diğer canlıları sevmeli ve korumalıyız. En önemlisi de birbirimize tahammül etmeyi bilmeliyiz. Gün birlik ve beraberlik günüdür.

Kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerimde Bütün müminler kardeştir; öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'a gönülden saygı besleyip O'na karşı gelmekten sakının ki O'nun rahmetine erişesiniz.”(Hucurat 10. Ayet meali) ayetlerinde de ifade ettiği gibi aziz mübarek günlerde kardeşlik bağımızı güçlendirmeliyiz.

Atalarımızın şehit kanlarıyla suladığı ve bizlere emanet ettiği cennet vatanımızda hepimiz içinde bulunduğumuz geminin sağlıkla ve güvenle seyahat etmesi için çaba göstermeliyiz. KISACASI BİR OLMAK, BİRLİK OLMAK ZORUNDAYIZ. Yoksa elini avcunu ovuşturan emperyalist ve Siyonist güçlerin ekmeğine yağ sürmüş oluruz.

Yazımı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN gençliğe hitabesinin son sözleriyle bitirmek istiyorum: “ Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Namık CEYHAN Arşivi